Ziya
Gökalp Cad. S.S.K. İşhanı B 1 Blok Kat 4 No : 126 Kızılay/ANKARA
Tel: 435 62 76– 435 89 47 Faks : 435 82 19
| |
BASIN
AÇIKLAMASI
Sayın basın mensupları,
bildiğiniz gibi ülkemizde yaşayan özürlülerin iş, eğitim, rehabilitasyon,
sosyal yaşama uyumları gibi bir çok sorunları bulunmaktadır. Bu
sorunların çözümü için seçim öncesi vaatler yağdıran siyasal iktidarlar
seçim sonrasında bu vaatlerini çabucak unutmaktadırlar. Verilen
sözlerin yerine getirilmemesi sonucunda özürlü yurttaşlar kendi
kaderleriyle baş başa kalmaktadırlar.
Bir çok sorunla karşı karşıya bulunan
özürlü yurttaşlar, toplumun diğer bireyleri gibi ülkemizin içinde
bulunduğu olumsuz koşullara son derece duyarlı davranmaktadırlar.
İstanbul’da yaşanan son terör eylemleri tüm yurttaşlar gibi özürlülerinde
nefretini kazanmıştır. Çünkü terör dil, din, cinsiyet, düşünce
gibi hiçbir ayrım gözetmeksizin insan yaşamına yönelik ciddi bir
tehdittir. Her şiddet eyleminde olduğu gibi terörde de kan, göz
yaşı, ölüm ve sakatlık vardır. İşte bu nedenle nereden ve kimden
gelirse gelsin, ne adına yapılırsa yapılsın, şiddet ve terör eylemlerini
tüm özürlüler adına 3 Aralık Dünya Özürlüler Gününde nefretle
kınıyoruz.
Sayın basın mensupları, özürlü yurttaşların
sorunlarının çözümünü her defasında huzurunuzda gündeme taşımaya
çalıştık. Ancak tüm siyasi iktidarlar bu sesi yarım yamalak duymakla
yetindiler. Çoğunlukla siyasi iktidarlar, uygulamaya yönelik bütün
sorunları mevzuat düzenlemelerine dayandırarak sorun çözücü olmaktan
uzak kaldılar. Her hükümet gibi iş başında bulunan AKP iktidarı
da uygulamada mevcut sorunlarını görmemezlikten gelme konusunda
imtinalı davranmayı ihmal etmemektedir. Örneğin devlet kadrolarında
halen 40.000 özürlü personel açığı bulunmasına karşın, mevcut
iktidar bu sorun karşısında kendi ayıbını kapatmaya yönelik hiçbir
uygulamada bulunmamaktadır. Oysa devlete yakışan öncelikle kendi
ayıbını kapatmak olacaktır.
Sayın basın mensupları, özürlü
yurttaşların kuşkusuz ki eğitim ve rehabilitasyon sorunları da
mevcuttur. Ancak bu sorunların çözümü için ciddi bir planlama
kapasitesi ve ekonomik kaynak kullanımı gerekmektedir. Bu nedenle
de öncelikle sorunun çözümü, bütçeden özürlülere ayrılacak önemli
bir payla mümkün olabilecektir. Özürlü yurttaşlar, ülkemiz koşullarında
çoğunlukla açlık sınırında ve açlık sınırının altında yaşamlarını
sürdürmektedirler. Diğer bireylerle eşit yaşam standartlarına
özürlüleri ulaştırmak öncelikli hedefler arasında bulundurulmalıdır.
Yapılması gereken, fırsat eşitliğini sağlayıcı önlemler alarak,
özürlülere yönelik ayrımcı uygulamaları tamamen ortadan kaldırmak
olacaktır.
Sayın basın mensupları, özürlüler
olarak demokratik kurum ve kuralların tam olarak işlediği, ekonomik
yaşam standartlarının özürlülerin ihtiyaçlarının gerektirdiği
ölçüde karşılandığı, yaşamın her alanında mevcut kısıtlamaların
ortadan kaldırıldığı bir ülkede yaşamak istiyoruz. Ayrıca savaş
ve terör gibi kan, göz yaşı, ölüm, sakatlık içeren olguların bulunmadığı
bir dünyayı özlüyoruz. Bu nedenle ülkemizi üzüntüye boğan terör
eylemlerini bir kez daha şiddetle kınarken mevcut siyasi iktidardan
da bu konuda gerekli önlemleri almasını acilen talep ediyoruz.
Sayın basın mensupları,
3 Aralık Dünya Özürlüler Gününde özürlülerin uygulamada ki sorunlarının
çözümü için, iş başında bulunan hükümeti göreve davet ediyoruz.
Görevin yerine getirilmemesi halinde mevcut duruma tanıdığımız
toleransın azalacağını ve demokratik tepkimizin doğal olarak gösterileceğini
huzurunuzda tekrar ediyor sayılar sunuyoruz.
GENEL BAŞKAN |
GENEL SEKRETER |
PSİKOLOK |
SOSYAL HİZMET UZMANI |
|
|
İLYAS AKDAĞ |
MESUT BULUT |
|
|
| |
BASINA VE
KAMOYUNA
Yüzyıllardır erkek
egemen ideoloji tarafından baskılara maruz kalan, yeryüzünün neresinde
olursa olsun ayrımcılığa, cinsel istismara ve şiddete uğrayan
ve kimi zaman bir meta gibi görülen kadınlar; ‘bilgi çağı’, ‘insan
hakları’, ‘küreselleşme’ safsatalarının arasında hala kadın olmanın
zorluklarını yaşayarak varolmaya çalışmaktadırlar.
Ülkemizde de her geçen gün kadınlara
yönelik saldırılar yöntem değiştirerek sürmekte; aynı kafalar,
aynı yüzler keşfettikleri yeni yöntemlerle kadınlara saldırmakta,
onları istismar etmektedir. Feodal yaşamın ağırlıklı olarak etkisinde
kalan milyonlar; yıllardır oynanan ve aktörlerinin hiç değişmediği
sadece makyajların tazelendiği oyunların pasif seyircileri olmuşlardır.
Bunun son örneğini T.C.K. tasarısında somut olarak görmekteyiz.
Öyle ki T.C.K.’nın ağır tahrik hükümlerinin düzenlendiği maddelerin
gerekçesinde namus cinayetleri indirim sebebi olarak öngörülerek
kadının yaşam hakkının gaspı meşrulaştırılmıştır. Bu durum töre
cinayetlerinin her geçen gün artmasına neden olacaktır. Evrensel
görme özürlüler derneği özürlü kadın komisyonu olarak T.C.K. tasarısında
kadınlara yönelik ayrımcı ve küçük düşürücü hükümlerin tasarıdan
çıkarılmasını talep ediyoruz. Son zamanların moda terimiyle “popüler
kültür” dediğimiz yeni yozlaştırma ve uyuşturma yöntemi ile kitleler
aktörlerin çıkarlarına göre yönlendirilmektedirler. Bu kültürde
kadın kimi zaman magazin programlarının olmazsa olmaz malzemesi,
kimi zaman modern ağa dizilerinin 2. 3. 4. eşi, kimi zaman da
örnek “Türk Ailesi”nin annesidir. Yine bu medyada görmeyen kadın
ise olabildiğince atıl, edilgen ve işe yaramaz bir birey olarak
yansıtılmaktadır. Sanatsal değeri tartışmalı olan bu yapımlarda
görmeyen kadın, etrafındaki olup bitenden habersiz, zeka seviyesi
düşük, kandırılmaya açık, zavallı biridir. Bizler somut olarak
bugün sizlere medyada görmeyen kadınları küçük düşüren yapımlardan
bazılarını örnekler vererek bu yapımları sizlerin huzurunda protesto
edeceğiz. Bunlardan biri yıllar önce çekilen Gülüşan isimli filmdir.
O filmde yer alan görmeyen karakter; banyosunu dahi kendisi yapamayan,
kanaması olduğunu bile fark edemeyen, kendine güvensiz, beceriksiz,
korkak bir kadındır. Bu film sık sık T.V. kanallarında yayınlanmaktadır.
Bir süredir Kanal D televizyonunda
yayınlanan ‘Serseri’ adlı dizide canlandırılan görmeyen kadın
karakteri; sanatsallıktan uzak olduğu gibi görmeyenlerin algılama
düzeyi düşük, kandırılabilen, her türlü tehlikeye maruz kalabilecek,
korunması gereken kişiler oldukları yönünde bir fikir uyandırmaktadır.
Bu dizide sanatın yaratıcı gücü yerine köhnemiş zihniyetlerin
sıradan karakterleri yer almaktadır.
Bizler Evrensel Görme Özürlüler
Derneği Özürlü Kadın Komisyonu olarak yukarıda bahsettiğimiz yapımların
yaratıcılarını kınıyor, kendilerini söz konusu yayınları durdurmaya
davet ediyoruz.
EVRENSEL GÖRME ÖZÜRLÜLER
DERNEĞİ |
KADIN KOMİSYONU |
|
|
|
BASIN
AÇIKLAMASI
Sayın basın mensupları,
Bildiğiniz gibi 1972 tarihinden
bu güne kadar Ankara’da yaşayan özürlüler toplu taşım araçlarından
ücretsiz yararlanmaktadırlar. Ancak, bu durum o yıllarda yasal
bir mevzuata dayanmamaktaydı. Sadece bazı duyarlı belediye başkanlarının
uygulaması olarak, yerel yönetimlerin gündemine gelmiştir. Oysa
bu gün 4216 sayılı yetki yasasına dayalı olarak çıkartılan 572
sayılı kanun hükmünde kararname özürlülerin toplu taşım araçlarından
ücretsiz yada indirimli yararlanmalarını bizzat güvence altına
almıştır. Ne yazık ki başkentin dışında başta İstanbul olmak üzere
bir çok büyük şehirde özürlüler toplu taşım araçlarından ücretsiz
yararlanırken Ankara Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek yasa
tanımaz antidemokratik tutumunu özürlülere karşı sürdürmekte ısrar
etmektedir.
Ankara büyük şehir belediyesi başkanının
isteği ile 19-06-2000 tarihinde toplanan büyük şehir belediye
meclisi aldığı kararla özürlülerin toplu taşım araçlarından ücretsiz
yararlanma hakkını ortadan kaldırmıştır. Bunun üzerine Anakarada
ki özürlülerle ilgili sivil toplum örgütleri bir araya gelerek
belediye meclisinin bu olumsuz kararına karşı sonuna kadar mücadeleyi
etmeyi kararlaştırmışlardır. Örgütlerimizin göstermiş olduğu tepkiler
sonucunda büyük şehir belediye meclisi 01-08-2000 tarihinde daha
önce almış olduğu kararı değiştirerek özürlülerin tüm toplu taşım
araçlarından ücretsiz yararlandırılmasını kabul etmiştir. Ancak
meclisin bu kararının hemen ardından başkan Gökçek anlaşılmaz
bir tavırla kararı veto edeceğini hemen o meclis toplantısında
açıklamıştır.
Sayın basın mensupları
Sayın başkanın özürlülere yönelik
bu düşmanca tavrı karşısında Fazilet partisi yöneticileride ne
yazık ki kayıtsız kalmaktadırlar. Sorunlarla ilgili tüm gelişmeler
Fazilet partisi yöneticilerine iletilmiş olmasına rağmen, her
zaman demokratik hakların kullanılmasından yana olduklarını açıklayan
parti yöneticileri bu sorun karşısında suskun kalmayı tercih etmişlerdir.
Oysa, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yerel yönetimlerde
iktidar olan bir partinin özürlülerin bu yaşamsal önemi olan bu
sorunu karşısında kendi belediye başkanına söz geçirememesi gibi
son derece ilkesiz politikasını burada kınarken İstanbul Belediye
başkanı Gürtüna gibi özürlüler konusunda duyarlılık gösteren belediye
başkanlarını da kutlamayı görev sayıyoruz.
Sayın basın mensupları
Belediye Başkanı Sayın Gökçek, kararı
veto etmekle de kalmayarak, kimi siyasi yandaşı özürlüleri her
gün kendi TV kanalında çıkartarak vetosunu haklı göstermeye çalışmaktadır.
Oysa bu açıklamaları yapan özürlüler zaten bu mücadeleye hiçbir
zaman destek vermemişlerdir. Sayın Gökçek bu yolla özürlülerin
mücadelesine gölge düşürmeye çalışmaktadır. Beyanlarında Körler
federasyonu yöneticisi olduğunuda belirten arkadaşımızı uyarıyoruz.
Körler federasyonu, bu mücadeleyi zaten desteklediğini daha önce
açıklamıştır. Federasyonumuzda bu tür bozguncu, mücadeleyi gölgeleyen
insanların barındırılmamasını da diliyoruz.
Sayın basın mensupları
Bizler özürlüler olarak Sayın belediye
başkanının bu vetosunu kaldırıncaya kadar, bu kararla evlerine
hapsedilen özürlü arkadaşlarımızı sokağa çıkarıncaya kadar, sayın
gökçeğin bizleri proveke etmesine de izin vermeden toplu taşım
araçlarından ücretsiz yararlanma hakkını elde edinceye kadar mücadelemizi
sürdüreceğiz.İlki 10 Ağustos 2000 Tarihinde saat 16.30’da olmak
üzere Büyükşehir Belediyesi Kızılay Binası önünde gerçekleşecek
Sürpriz eylemlerimizi izlemenizi diler saygılar sunarız.
ALTINOKTA
KÖRLER DERNEĞİ |
ANKARA ŞUBESİ |
GENEL BAŞKANI |
|
YILDIRIM ALKAYA |
|
EVRENSEL
GÖRME ÖZÜRLÜLER DERNEGİ |
BAŞKANI |
|
İLYAS AKDAĞ |
|
|
|
GÖRMEYENLER KÜLTÜR
VE BİRLEŞME DERNEGİ |
GENEL BAŞKANI |
|
YUSUF ÇELEBİ |
|
BEYAZ
BASTON GÖRMEYENLER DERNEGİ |
ANKARA ŞUBESİ
BAŞKANI |
|
MUSTAFA NİĞDELİOĞLU |
|
|
|
KÖRLER EĞİTİM
VE KALKINDIRMA DERNEĞİ |
ANKARA ŞUBESİ |
|
İBRAHİM TORUN |
|
ÖZÜRLÜLER KÜLTÜR
VE DAYANIŞMA DERNEGİ |
BAŞKANI |
|
AYHAN ÇELİK |
|
|
|
|
BASIN AÇIKLAMASI
Sayın basın mensupları
bildiğiniz gibi özürlülerin istihdamına yönelik birçok sorun çeşitli
biçimlerde artarak devam etmektedir.Bu sorunlar karşısında gerek
siyasi iktidarlar gerekse kamu kurum ve kuruluşları yöneticileri
yeterince duyarlı davranmamaktadır.Özürlülüğün getirdiği güçlükler
kuşkusuz dünyanın her yerinde aynıdır.Ancak ülkemizde özürlü olarak
yaşamanın olumsuz koşullar nedeniyle ağırlığı çok daha fazla olmaktadır.Ülkemizde
yaşayan 6-7 milyon özürlünün sorunlarının çözümü konusunda yapılan
yasal düzenlemeler ise raflarda tozlanmaya bırakılmıştır.
Sayın basın mensupları özürlüler
yaşam standardı olarak diğer kesimlere göre daha kötü koşullarda
hayatlarını devam ettirmektedirler.Ülkemiz özürlüleri,ülkenin
tüm olumsuz koşullarına karşın kendi kendilerine ayakta kalmayı
her zaman becermişlerdir.Ancak siyasi iktidarların umarsız ve
duyarsız tutumları karşısında özürlülerin hayatta kalma mücadelesi
sonuç vermemeye başlamıştır.Halen devletin kendi tespitlerine
göre kamu kurum ve kuruluşlarının özürlü personel açığı 40 bin
gibi yüksek bir rakamda bulunmaktadır.Öncelikle özürlülerin rahatlatılabilmesi
için söz konusu özürlü personel açığının bir an önce kapatılması
yaşamsal bir önem taşımaktadır.Hiç olmazsa kamu kurum ve kuruluşlarında
bulunan 40 bin özürlü personel açığının en az 15 bininim 2003
yılı tamamlanmadan doldurulması,her türlü yoksunluk içerisinde
bulunan özürlüleri bir nebzede olsa rahatlatacaktır.Dernek olarak
2003 yılında 15 bin özürlü açığının derhal kapatılmasını hükümetten
talep ediyor ve bu yönden mücadele başlatacağımızı ilan ediyoruz.
Sayın basın mensupları bildiğiniz
gibi Mayıs ve Haziran ayları içerisinde Adalet Bakanlığı,Yargıtay
Başkanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı gibi kuruluşlar özürlü personel
alımı için sınav ilanında bulunmuşlardır.Belirttiğimiz kurum ve
kuruluşların özür grupları arasında bir ayrıma gittikleri ağır
derecede özürlüleri çalıştırmama eğilimi gösterdikleri tarafımızdan
gözlenmiştir.Oysa yasalarımız da özürlü personel çalıştırma zorunluluğunu
belirleyen maddelere göre %3 oranında özürlü personel çalıştırmak
kesin ve zorunludur.Bu düzenlemeler esas olarak ağır derecede
özürlülerin korunması amacıyla getirilmiştir.Ancak gözlemekteyiz
ki Yargıtay Başkanlığının sınavı yasaların bu mantığına uymamıştır.Bu
sınavlar da en az derecede özürlü olanlar yada özürlülük sınırında
bulunanlar tercih edilmiştir.Bu durum özürlü kesimini yaralamış
,beklenmeyen bir kurumda adaletin bu şekilde gerçekleşmesi üzüntü
duymamıza neden olmuştur.özürlülerle ilgili sınavların eşit ve
adil bir sistem içerisinde yapılması , ayrımcılık ve ön yargı
içeren tutumlardan uzak bir zeminde gerçekleşmesi temel arzumuzdur.Yargıtay
Başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu söz konusu sınava ilişkin
itirazımızı,duygu ve düşüncelerimizi kuşkularımızı içeren bir
yazıyı kendilerine göndermiş bulunuyoruz.Bu yazıyı bu basın açıklamasının
ekine koyarak ta söz konusu basın mensuplarının bu konuyu araştırmalarını
talep ediyoruz.
Sayın basın mensupları özürlülerin
istihdamında eşitlik ve adaletin sağlanması için her türlü meşru
mücadeleyi sürdüreceğimizi huzurunuzda ilan ediyoruz.Öncelikle
görme özürlülere karşı oluşturulan önyargıların kırılabilmesi
için de tüm kurum ve kuruluşlarımıza destek olacağımızı da belirtmek
istiyorum.Ayrıca özürlülere karşı sergilenen her türlü ayrımcı
tutum karşısında sessiz kalmayacağımız özürlü kamuoyu ve iktidar
tarafından iyi bilinmedir.Bir lale devri saltanatı süren , özürlülerle
ilgili üst kuruluş niteliğindeki konfederasyon ve federasyonların
bu sorunlar karşısında sesiz kalmalarına da bir anlam veremediğimizi
huzurunuzda ifade etmek istiyorum.
Siz değerli basın mensuplarının
bu mücadelemizde sesimiz ,kılağımız,gözümüz olarak yanımızda olacağınıza
inanıyor,hepinize saygılar sunuyorum.
|
|
|