BASIN AÇIKLAMASI

Ziya Gökalp Cad. S.S.K. İşhanı B 1 Blok Kat 4 No : 126 Kızılay/ANKARA
Tel: 435 62 76– 435 89 47 Faks : 435 82 19



SAYI
TARİH
KONU
2003/195
03/12/2003
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü(İSTİSMAR)
---
10/03/2004
Kadın Kom.
---
---
Ulaşım
---
---
İstihtam

          BASIN AÇIKLAMASI

     Sayın basın mensupları, bildiğiniz gibi ülkemizde yaşayan özürlülerin iş, eğitim, rehabilitasyon, sosyal yaşama uyumları gibi bir çok sorunları bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü için seçim öncesi vaatler yağdıran siyasal iktidarlar seçim sonrasında bu vaatlerini çabucak unutmaktadırlar. Verilen sözlerin yerine getirilmemesi sonucunda özürlü yurttaşlar kendi kaderleriyle baş başa kalmaktadırlar.

     Bir çok sorunla karşı karşıya bulunan özürlü yurttaşlar, toplumun diğer bireyleri gibi ülkemizin içinde bulunduğu olumsuz koşullara son derece duyarlı davranmaktadırlar. İstanbul’da yaşanan son terör eylemleri tüm yurttaşlar gibi özürlülerinde nefretini kazanmıştır. Çünkü terör dil, din, cinsiyet, düşünce gibi hiçbir ayrım gözetmeksizin insan yaşamına yönelik ciddi bir tehdittir. Her şiddet eyleminde olduğu gibi terörde de kan, göz yaşı, ölüm ve sakatlık vardır. İşte bu nedenle nereden ve kimden gelirse gelsin, ne adına yapılırsa yapılsın, şiddet ve terör eylemlerini tüm özürlüler adına 3 Aralık Dünya Özürlüler Gününde nefretle kınıyoruz.

     Sayın basın mensupları, özürlü yurttaşların sorunlarının çözümünü her defasında huzurunuzda gündeme taşımaya çalıştık. Ancak tüm siyasi iktidarlar bu sesi yarım yamalak duymakla yetindiler. Çoğunlukla siyasi iktidarlar, uygulamaya yönelik bütün sorunları mevzuat düzenlemelerine dayandırarak sorun çözücü olmaktan uzak kaldılar. Her hükümet gibi iş başında bulunan AKP iktidarı da uygulamada mevcut sorunlarını görmemezlikten gelme konusunda imtinalı davranmayı ihmal etmemektedir. Örneğin devlet kadrolarında halen 40.000 özürlü personel açığı bulunmasına karşın, mevcut iktidar bu sorun karşısında kendi ayıbını kapatmaya yönelik hiçbir uygulamada bulunmamaktadır. Oysa devlete yakışan öncelikle kendi ayıbını kapatmak olacaktır.

      Sayın basın mensupları, özürlü yurttaşların kuşkusuz ki eğitim ve rehabilitasyon sorunları da mevcuttur. Ancak bu sorunların çözümü için ciddi bir planlama kapasitesi ve ekonomik kaynak kullanımı gerekmektedir. Bu nedenle de öncelikle sorunun çözümü, bütçeden özürlülere ayrılacak önemli bir payla mümkün olabilecektir. Özürlü yurttaşlar, ülkemiz koşullarında çoğunlukla açlık sınırında ve açlık sınırının altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Diğer bireylerle eşit yaşam standartlarına özürlüleri ulaştırmak öncelikli hedefler arasında bulundurulmalıdır. Yapılması gereken, fırsat eşitliğini sağlayıcı önlemler alarak, özürlülere yönelik ayrımcı uygulamaları tamamen ortadan kaldırmak olacaktır.

     Sayın basın mensupları, özürlüler olarak demokratik kurum ve kuralların tam olarak işlediği, ekonomik yaşam standartlarının özürlülerin ihtiyaçlarının gerektirdiği ölçüde karşılandığı, yaşamın her alanında mevcut kısıtlamaların ortadan kaldırıldığı bir ülkede yaşamak istiyoruz. Ayrıca savaş ve terör gibi kan, göz yaşı, ölüm, sakatlık içeren olguların bulunmadığı bir dünyayı özlüyoruz. Bu nedenle ülkemizi üzüntüye boğan terör eylemlerini bir kez daha şiddetle kınarken mevcut siyasi iktidardan da bu konuda gerekli önlemleri almasını acilen talep ediyoruz.

     Sayın basın mensupları, 3 Aralık Dünya Özürlüler Gününde özürlülerin uygulamada ki sorunlarının çözümü için, iş başında bulunan hükümeti göreve davet ediyoruz. Görevin yerine getirilmemesi halinde mevcut duruma tanıdığımız toleransın azalacağını ve demokratik tepkimizin doğal olarak gösterileceğini huzurunuzda tekrar ediyor sayılar sunuyoruz.



GENEL BAŞKAN
GENEL SEKRETER
PSİKOLOK
SOSYAL HİZMET UZMANI
 
İLYAS AKDAĞ
MESUT BULUT




        BASINA VE KAMOYUNA

     Yüzyıllardır erkek egemen ideoloji tarafından baskılara maruz kalan, yeryüzünün neresinde olursa olsun ayrımcılığa, cinsel istismara ve şiddete uğrayan ve kimi zaman bir meta gibi görülen kadınlar; ‘bilgi çağı’, ‘insan hakları’, ‘küreselleşme’ safsatalarının arasında hala kadın olmanın zorluklarını yaşayarak varolmaya çalışmaktadırlar.

     Ülkemizde de her geçen gün kadınlara yönelik saldırılar yöntem değiştirerek sürmekte; aynı kafalar, aynı yüzler keşfettikleri yeni yöntemlerle kadınlara saldırmakta, onları istismar etmektedir. Feodal yaşamın ağırlıklı olarak etkisinde kalan milyonlar; yıllardır oynanan ve aktörlerinin hiç değişmediği sadece makyajların tazelendiği oyunların pasif seyircileri olmuşlardır. Bunun son örneğini T.C.K. tasarısında somut olarak görmekteyiz. Öyle ki T.C.K.’nın ağır tahrik hükümlerinin düzenlendiği maddelerin gerekçesinde namus cinayetleri indirim sebebi olarak öngörülerek kadının yaşam hakkının gaspı meşrulaştırılmıştır. Bu durum töre cinayetlerinin her geçen gün artmasına neden olacaktır. Evrensel görme özürlüler derneği özürlü kadın komisyonu olarak T.C.K. tasarısında kadınlara yönelik ayrımcı ve küçük düşürücü hükümlerin tasarıdan çıkarılmasını talep ediyoruz. Son zamanların moda terimiyle “popüler kültür” dediğimiz yeni yozlaştırma ve uyuşturma yöntemi ile kitleler aktörlerin çıkarlarına göre yönlendirilmektedirler. Bu kültürde kadın kimi zaman magazin programlarının olmazsa olmaz malzemesi, kimi zaman modern ağa dizilerinin 2. 3. 4. eşi, kimi zaman da örnek “Türk Ailesi”nin annesidir. Yine bu medyada görmeyen kadın ise olabildiğince atıl, edilgen ve işe yaramaz bir birey olarak yansıtılmaktadır. Sanatsal değeri tartışmalı olan bu yapımlarda görmeyen kadın, etrafındaki olup bitenden habersiz, zeka seviyesi düşük, kandırılmaya açık, zavallı biridir. Bizler somut olarak bugün sizlere medyada görmeyen kadınları küçük düşüren yapımlardan bazılarını örnekler vererek bu yapımları sizlerin huzurunda protesto edeceğiz. Bunlardan biri yıllar önce çekilen Gülüşan isimli filmdir. O filmde yer alan görmeyen karakter; banyosunu dahi kendisi yapamayan, kanaması olduğunu bile fark edemeyen, kendine güvensiz, beceriksiz, korkak bir kadındır. Bu film sık sık T.V. kanallarında yayınlanmaktadır.

      Bir süredir Kanal D televizyonunda yayınlanan ‘Serseri’ adlı dizide canlandırılan görmeyen kadın karakteri; sanatsallıktan uzak olduğu gibi görmeyenlerin algılama düzeyi düşük, kandırılabilen, her türlü tehlikeye maruz kalabilecek, korunması gereken kişiler oldukları yönünde bir fikir uyandırmaktadır. Bu dizide sanatın yaratıcı gücü yerine köhnemiş zihniyetlerin sıradan karakterleri yer almaktadır.

      Bizler Evrensel Görme Özürlüler Derneği Özürlü Kadın Komisyonu olarak yukarıda bahsettiğimiz yapımların yaratıcılarını kınıyor, kendilerini söz konusu yayınları durdurmaya davet ediyoruz.

EVRENSEL GÖRME ÖZÜRLÜLER DERNEĞİ
KADIN KOMİSYONU



          BASIN AÇIKLAMASI

     Sayın basın mensupları,
      Bildiğiniz gibi 1972 tarihinden bu güne kadar Ankara’da yaşayan özürlüler toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlanmaktadırlar. Ancak, bu durum o yıllarda yasal bir mevzuata dayanmamaktaydı. Sadece bazı duyarlı belediye başkanlarının uygulaması olarak, yerel yönetimlerin gündemine gelmiştir. Oysa bu gün 4216 sayılı yetki yasasına dayalı olarak çıkartılan 572 sayılı kanun hükmünde kararname özürlülerin toplu taşım araçlarından ücretsiz yada indirimli yararlanmalarını bizzat güvence altına almıştır. Ne yazık ki başkentin dışında başta İstanbul olmak üzere bir çok büyük şehirde özürlüler toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlanırken Ankara Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek yasa tanımaz antidemokratik tutumunu özürlülere karşı sürdürmekte ısrar etmektedir.

      Ankara büyük şehir belediyesi başkanının isteği ile 19-06-2000 tarihinde toplanan büyük şehir belediye meclisi aldığı kararla özürlülerin toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlanma hakkını ortadan kaldırmıştır. Bunun üzerine Anakarada ki özürlülerle ilgili sivil toplum örgütleri bir araya gelerek belediye meclisinin bu olumsuz kararına karşı sonuna kadar mücadeleyi etmeyi kararlaştırmışlardır. Örgütlerimizin göstermiş olduğu tepkiler sonucunda büyük şehir belediye meclisi 01-08-2000 tarihinde daha önce almış olduğu kararı değiştirerek özürlülerin tüm toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlandırılmasını kabul etmiştir. Ancak meclisin bu kararının hemen ardından başkan Gökçek anlaşılmaz bir tavırla kararı veto edeceğini hemen o meclis toplantısında açıklamıştır.

     Sayın basın mensupları
     Sayın başkanın özürlülere yönelik bu düşmanca tavrı karşısında Fazilet partisi yöneticileride ne yazık ki kayıtsız kalmaktadırlar. Sorunlarla ilgili tüm gelişmeler Fazilet partisi yöneticilerine iletilmiş olmasına rağmen, her zaman demokratik hakların kullanılmasından yana olduklarını açıklayan parti yöneticileri bu sorun karşısında suskun kalmayı tercih etmişlerdir. Oysa, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yerel yönetimlerde iktidar olan bir partinin özürlülerin bu yaşamsal önemi olan bu sorunu karşısında kendi belediye başkanına söz geçirememesi gibi son derece ilkesiz politikasını burada kınarken İstanbul Belediye başkanı Gürtüna gibi özürlüler konusunda duyarlılık gösteren belediye başkanlarını da kutlamayı görev sayıyoruz.

      Sayın basın mensupları
     Belediye Başkanı Sayın Gökçek, kararı veto etmekle de kalmayarak, kimi siyasi yandaşı özürlüleri her gün kendi TV kanalında çıkartarak vetosunu haklı göstermeye çalışmaktadır. Oysa bu açıklamaları yapan özürlüler zaten bu mücadeleye hiçbir zaman destek vermemişlerdir. Sayın Gökçek bu yolla özürlülerin mücadelesine gölge düşürmeye çalışmaktadır. Beyanlarında Körler federasyonu yöneticisi olduğunuda belirten arkadaşımızı uyarıyoruz. Körler federasyonu, bu mücadeleyi zaten desteklediğini daha önce açıklamıştır. Federasyonumuzda bu tür bozguncu, mücadeleyi gölgeleyen insanların barındırılmamasını da diliyoruz.

     Sayın basın mensupları
     Bizler özürlüler olarak Sayın belediye başkanının bu vetosunu kaldırıncaya kadar, bu kararla evlerine hapsedilen özürlü arkadaşlarımızı sokağa çıkarıncaya kadar, sayın gökçeğin bizleri proveke etmesine de izin vermeden toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlanma hakkını elde edinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.İlki 10 Ağustos 2000 Tarihinde saat 16.30’da olmak üzere Büyükşehir Belediyesi Kızılay Binası önünde gerçekleşecek Sürpriz eylemlerimizi izlemenizi diler saygılar sunarız.

ALTINOKTA KÖRLER DERNEĞİ
ANKARA ŞUBESİ
GENEL BAŞKANI
 
YILDIRIM ALKAYA
EVRENSEL GÖRME ÖZÜRLÜLER DERNEGİ
BAŞKANI
 
İLYAS AKDAĞ
 
 
 
 
 
GÖRMEYENLER KÜLTÜR VE BİRLEŞME DERNEGİ
GENEL BAŞKANI
 
YUSUF ÇELEBİ
BEYAZ BASTON GÖRMEYENLER DERNEGİ
ANKARA ŞUBESİ BAŞKANI
 
MUSTAFA NİĞDELİOĞLU
 
 
 
 
 
KÖRLER EĞİTİM VE KALKINDIRMA DERNEĞİ
ANKARA ŞUBESİ
 
İBRAHİM TORUN
ÖZÜRLÜLER KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEGİ
BAŞKANI
 
AYHAN ÇELİK




BASIN AÇIKLAMASI

     Sayın basın mensupları bildiğiniz gibi özürlülerin istihdamına yönelik birçok sorun çeşitli biçimlerde artarak devam etmektedir.Bu sorunlar karşısında gerek siyasi iktidarlar gerekse kamu kurum ve kuruluşları yöneticileri yeterince duyarlı davranmamaktadır.Özürlülüğün getirdiği güçlükler kuşkusuz dünyanın her yerinde aynıdır.Ancak ülkemizde özürlü olarak yaşamanın olumsuz koşullar nedeniyle ağırlığı çok daha fazla olmaktadır.Ülkemizde yaşayan 6-7 milyon özürlünün sorunlarının çözümü konusunda yapılan yasal düzenlemeler ise raflarda tozlanmaya bırakılmıştır.

      Sayın basın mensupları özürlüler yaşam standardı olarak diğer kesimlere göre daha kötü koşullarda hayatlarını devam ettirmektedirler.Ülkemiz özürlüleri,ülkenin tüm olumsuz koşullarına karşın kendi kendilerine ayakta kalmayı her zaman becermişlerdir.Ancak siyasi iktidarların umarsız ve duyarsız tutumları karşısında özürlülerin hayatta kalma mücadelesi sonuç vermemeye başlamıştır.Halen devletin kendi tespitlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarının özürlü personel açığı 40 bin gibi yüksek bir rakamda bulunmaktadır.Öncelikle özürlülerin rahatlatılabilmesi için söz konusu özürlü personel açığının bir an önce kapatılması yaşamsal bir önem taşımaktadır.Hiç olmazsa kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan 40 bin özürlü personel açığının en az 15 bininim 2003 yılı tamamlanmadan doldurulması,her türlü yoksunluk içerisinde bulunan özürlüleri bir nebzede olsa rahatlatacaktır.Dernek olarak 2003 yılında 15 bin özürlü açığının derhal kapatılmasını hükümetten talep ediyor ve bu yönden mücadele başlatacağımızı ilan ediyoruz.

      Sayın basın mensupları bildiğiniz gibi Mayıs ve Haziran ayları içerisinde Adalet Bakanlığı,Yargıtay Başkanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı gibi kuruluşlar özürlü personel alımı için sınav ilanında bulunmuşlardır.Belirttiğimiz kurum ve kuruluşların özür grupları arasında bir ayrıma gittikleri ağır derecede özürlüleri çalıştırmama eğilimi gösterdikleri tarafımızdan gözlenmiştir.Oysa yasalarımız da özürlü personel çalıştırma zorunluluğunu belirleyen maddelere göre %3 oranında özürlü personel çalıştırmak kesin ve zorunludur.Bu düzenlemeler esas olarak ağır derecede özürlülerin korunması amacıyla getirilmiştir.Ancak gözlemekteyiz ki Yargıtay Başkanlığının sınavı yasaların bu mantığına uymamıştır.Bu sınavlar da en az derecede özürlü olanlar yada özürlülük sınırında bulunanlar tercih edilmiştir.Bu durum özürlü kesimini yaralamış ,beklenmeyen bir kurumda adaletin bu şekilde gerçekleşmesi üzüntü duymamıza neden olmuştur.özürlülerle ilgili sınavların eşit ve adil bir sistem içerisinde yapılması , ayrımcılık ve ön yargı içeren tutumlardan uzak bir zeminde gerçekleşmesi temel arzumuzdur.Yargıtay Başkanlığımızın gerçekleştirmiş olduğu söz konusu sınava ilişkin itirazımızı,duygu ve düşüncelerimizi kuşkularımızı içeren bir yazıyı kendilerine göndermiş bulunuyoruz.Bu yazıyı bu basın açıklamasının ekine koyarak ta söz konusu basın mensuplarının bu konuyu araştırmalarını talep ediyoruz.

      Sayın basın mensupları özürlülerin istihdamında eşitlik ve adaletin sağlanması için her türlü meşru mücadeleyi sürdüreceğimizi huzurunuzda ilan ediyoruz.Öncelikle görme özürlülere karşı oluşturulan önyargıların kırılabilmesi için de tüm kurum ve kuruluşlarımıza destek olacağımızı da belirtmek istiyorum.Ayrıca özürlülere karşı sergilenen her türlü ayrımcı tutum karşısında sessiz kalmayacağımız özürlü kamuoyu ve iktidar tarafından iyi bilinmedir.Bir lale devri saltanatı süren , özürlülerle ilgili üst kuruluş niteliğindeki konfederasyon ve federasyonların bu sorunlar karşısında sesiz kalmalarına da bir anlam veremediğimizi huzurunuzda ifade etmek istiyorum.

      Siz değerli basın mensuplarının bu mücadelemizde sesimiz ,kılağımız,gözümüz olarak yanımızda olacağınıza inanıyor,hepinize saygılar sunuyorum.